“..bu da benim trajedim olsun ama siz yine de gülün. zaten bizim diyarda trajedilere hep gülünegelinmiştir. ağlanacak halimize güleriz biz. gülünecek yerde surat asarız ama ne tuhaf. söylemiş bulundum. “söyleme bilgeden başka kimseye/çünkü kalabalıklar alay eder hemen” goethe. doğu batı divanından. almanca bilmiyorum ama bilmek isterdim. çevirisinden okudum. pek anlamadım da. yine dağıldı. tavan diyordum, evet. belki de bunun konumuzla bir alakası yok. belki de herşey bununla alakalı bilemiyorum. sonrası bana kalsa daha iyi olur.
O halde niye yazıyorum ki bunları? kişiliği yeterince gelişmeyen insanlar olduğumuzdan içimi teşhir edip onay ve alkış beklemek ve bu yolla tatmin olmak peşinde miyim? sanmıyorum.sen olsaydın bu noktada kendini küçük gören bir kaç kelam ederdin. yine de yazıyoruz işte. bir gün bizi de sigaya çeken bir molla kasım gelir, o vakit ona gösteririz içimizdeki burkulan yerleri. “bari sen” deriz, “en azından sen oku. ne de olsa o bunları okumayacak”. öyle deme her ızdırap kutsaldır ve önünde eğilmeyi hak eder. bu sabah otururken “keşke” dedi kolya, ” ben de dmitri gibi kendimi tüm insanlık için feda edebilsem”. ona söylemedim ama samimi bulmadım bu sözünü. insanlar acıdan deliriyor. biz onların acılarını değil delirdiklerini görüyoruz. bat dünya. sen delirdiğimi bile görmüyorsun yazık. kolya’yı geçelim şimdilik. rod ondan hoşlaşmadı, onu ukala bile buldu inanabiliyor musun? ben de öyleyim esasen bilgeden başka herkese söylerim ama bilgelerden içtinap ederim. tuhaf bir şeyler var onlarda. maskemin ardını görebiliyorlar sanki. sana da diyemem çünkü sen bir azizesin. azizeler yaşamları boyunca azize olduklarını bilmemeliler de zaten..”
*****
“demezler mi sana mı kaldı,değmez efendi bir çay al istersen. yüreksizler hep vardı, bazı görünmediler o kadar. senin felaketin, kelimeleri, onları sana ilham eden insandan daha fazla sevememen oldu, fazlası değil. bir de benden sığınırlar, kovulmuşluğumun şerrinden vesaire. gördüğün gibi seni benden daha kamil kimse anlayamaz. siz kendinizden çekinin çünkü kimse kimseye acı veremez efendi. kimse kimseyi anlayamaz da. ama insan anlaşılmak ister. Hani ben de sizi aldatmak isterim. bana kızma efendi işim bu, şahitlerim var. insan, mutsuz yaşar ama anlamsız yaşayamaz da anlaşılmak ister. kimi şiir yazar kimi fotoğraf çeker ya da eli cebinde yürür. kimi de müziğin sesini açar ama hep aynıdır. bazıları daha prestijli anlaşılmak ister o kadar. yine mi keder, vazgeçtim, perişanım ve sair. dur gitme sezen’i kapatırız orası kolay, ışığı açma yeter. BÖ kalsın, unutursun. en acısı kayıtsız kalınmaktır, çünkü bu sizi içten çürütür. kişioğlusunuz efendi, lanetiniz budur kimse kimseyi anlamaz. ben anlarım benim de adım çıkmıştır. ışığı boşver böylesi daha iyi. soğumaya aldırma. bırak yapsın bırak etsin ne fark eder. sen de tavana bakın dur ne çıkar. inanacaksan otolize inan efendi. zararın olacaksa kendine olsun. ışığa doğru yol alıyormuşsun ne var bunda! ışık belki hiç olmamıştır sen yolculuğu hatırla. gözünü diktiğin zirvelere bakıp ayağına takılan çitlere hayret ediyorsun etme. önünde denizler vardı derede boğulsan ne fark eder? boğacak olduktan sonra orada ya da bir kaşıkta, ne çıkar? çark düzüne çevrilmemiş ne gam;Tekerlek tümseği aşndırsa da yeter. burada yerin yok efendi. yaşamak istiyorsun, bunu anlamazlıktan gel amenna. ama burada yerin yok. o halde kendini bana bırakmaktan geri durma artık. ne hoş yalanlar söylüyorum değil mi, gerçeklerden bile güzel! tereddüte batmış mı görünüyorum? çünkü sen pür tereddütsün aldırma. bana kızma işim bu, şahitlerim var. bırak. bir şey yapmana gerek yok ben bir şey yapmamanda gizliyim zaten. demezler mi bir sen mi çok sevdin diye diyeceklerdir de. entropiye de varılır sen devinimi hatırla. bir akşam tek başına. bir gün mutlaka. ve daha buna benzer sıralı cümleler.
ya sen ne sandındı?
*****
insan ki kadından doğmuştur, günleri kısadır ve sıkıntıya doyar” dedi dostum gelecekçi. mezmurlarda okumuş olsa gerek. insan sıkıntıya doyar mı? tek başımıza bir adada kalsak yine sıkıntı yaratırdık kendimize. hayat tekdüze ilerlemiyor. hatta çoğu zaman ilerlemiyor.önemli olan. blueman. başarmak. sevilen şiirin en vurucu cümlesi.
mecelle sözlük. entry girmek ne işe yarar? insan neden sözlükte yazar? insan neden yazar? sözlüğün kapandığı gün günlük tutmaya başladım. o kadar büyük laflar etmişim ki ilk zamanlar, hepsini geri yuttum. atölyede hocamız vardı şöyle demişti: “hayvanlarda beyin tümörü olduğunu işittiniz mi hiç? beyinde tümöre sahip olmak, bir şeyleri sıkıntı yapmaktan doğar. insan, bu sıkıntıyı daha zararsız yollarla vücudundan atmayı öğrenmelidir” yazmayı da buraya bağladı. evet baylar bayanlar dedi, kimse sorun etmiyorken yazı yazmayı sorun haline getirip bu atölyede toplandığınıza göre, siz de patolojik birer vakasınız. patolojik. çirkin bir kelime. psikolojide bir rahatlatma çeşidi var.iki elinize birer kalem alıyorsunuz, rastgele yazıyorsunuz. beynin iki lobunun da enerji atmasını sağlıyormuş bu yöntem. ilginç. hocanın yalancısıyım. insan kendine yalan söyleyerek yol alamaz. peki bunca insan nasıl hem kendilerine yalancılar hem de yaşayabiliyorlar? çünkü yol alma düşünceleri yok. hayatta kalmak yaşamaktan çok daha kolay.yaşamak emek istiyor.tekerlek, tümsek. sanma bu tekerlek kalır tümsekte. değişecek. değişeceğiz. değişmeye mahkumuz. çünkü kadından doğduk.
dostum gelecekçi çok iyi bir insan. daha birçok iyi insan tanıyorum.ama dostum diyemem hepsine. bazı dostum dediklerim var, onlar da iyi insan değil maalesef. günlük yazmak.sözlük yazmak.
“göz yum cihana aç gözünü dem gelir geçer
sen göz yumup açınca bu alem gelir geçer.”bu mudur? günleri bu kadar mı kısa? peki boyuna bu kadar kısa olan zaman bazı zamanlar enine niye geçmek bilmiyor?
dinle küçük insan: büyük şeyler düşünenlerin canı sıkılmaz. tuareg. martin eden.dol karabakır dol.
budala abdaldan geliyormuş.çoğulu.
*****
hayatımın en mutlu yılında üç büyük felaket atlattım ama en mutlu olmaya devam etti. en berbat yılı en müreffeh zamanım(dı). tanıdığım en mutlu insan unutma konusunda en iyi olandı. ondan daha da mutlu olanı vardı ama mutluluğa inanmadığı için o sayılmazdı. en sevmediğim şehir bana 7 yıl kazandırdı. en sevdiğim şehir, henüz yaratılmadı. çocukluk ahbaplarımdan en dindar olanı altı yıl evvel intihar etti. en haylazımız ve bundan adam olmaz’ımız evli çocuklu ve bir hayli adam oldu. en parmakla gösterilenimiz adam yaralamadan 1 yıl hapis yattı. tanıdığım en kötü insan, en mutsuz olandı ama bir tek kendisi bundan habersizdi. en iyi insana budala derler, onu hiç anlamazlardı ama o en iyi olmaya devam ederdi. en düştüğüm an her şeyden vazgeçtim. bundan daha da düşmeme engel olan arka plandaki annem oldu. en hızlı kalkışımı da en düşkün anımda yaşadım. en sevdiğim insanın en sevdiği insan olamadım. en sevdiğim insan beni en az anlayan insan oldu. beni en çok seven insan, en değer verdiğim insan olamadı. tanıdığım insanlardan ölümden en çok korkanı en şen gezeniydi. en sessiz insanın sesi hep kulağımda. en çok kendimden nefret ettim. en iyi şiirimi henüz yazmadım. henüz iyi şiir yazamadım. hayatımda tanıdığım en şair insan hiç şiir okumamış olabilirdi. en şair geçinen insan boş bir teneke kadar boştu. insanı en çok geliştiren şeyin en olumsuz duygular olduğunu keşfettiğimde kendime yetmemeye başladım. en acı his, dikkate alınmamaktı. en mide bulandırıcısı kayıtsız kalınmak. En ucuz hesap, kariyer hesabıydı. en çok yağmuru sevdim, hiç şemsiyem olmadı. en çok ucuz edebiyat dergilerinden ve ölü sevici yayın politikalarından, slogancılıklarından nefret ettim. biraz okuyunca okumuş geçinenlerin ne kadar boş olduğunu sezmeye başladım. biraz okuyanların, ne kadar boş olduğumu anlayacak olmaları tedirginlik verdi.
En aptal halim, hakikati bildiğim ama ona tahammül edemediğim zamanımdı.
*****
niye yazıyorum ki bunları?