uyan zarifoğlu konuşmamız gereken şeyler var

Her kelimeyi ikiletiyorsun; diye diye, yıl yıl, ağlaya ağlaya. Elindekileri bir kenara bırakıp, sakince şöyle mırıldandı: Her şeyin üzerine çıkmak istedim çünkü tek seferde her şeyin üzerine basmalıyım. Belli belirsiz bir kırgınlıkla hayır dedi ötekisi, sen sadece her şeyin üzerine bastığın, dünyayı alaya aldığın görülsün ve bilinsin diye diye. Her şeyde bunun izini gördük ve notunu aldık. Bunu umar mıydım? Ağlaya ağlaya. İçim eziliyordu hatırlıyorum. Rüya: Yıldızlar iyiden iyiye yeryüzüne yaklaşmış. Aralarında gönlümce uçuyorum. İlerleyen haftalarda darılıp uzaklaşıyorlar. Rüya: Merkez kütüphanenin merdivenleri göğe kadar uzanıyor, ama tavanı mahfuz. Ölümcül yolculuk, ama bu merdiveni azar azar çıkmışım. Yukarıdan aşağıya bakıp artık bu kadar diyorum Allahım bu acıyı kaldıramıyorum. Korkunun bedenime yayılışını tecrübe ederken telefonda sen arıyorsun. Merak etme diyorsun hiç merak etme, burada arkadaşlarım bana çok iyi bakıyorlar. İçim ferahlıyor ama bu müjdeye yaslanıp her şey affedildi çıkarımı yapmak aşağılıktır, öyle değil mi? Zaten yok iken bir kere daha yok ediliyorsun, birkaç ay sonra. Ne beni bilip ne bana konuşup. Ben temaşa etmek için varım. Görmem gerek, hissetmem ve kavramam. Invisible man. Görecek, hissedecek ve kavrayacak daha bir sürü sevinç, sürur ve hüzün var. Dünyaya kapalı Tanrı’na açıksın. Başkalarınca da böyle sevil. Dünyaya kapalı, evrene açığım. Şimdi ve daha sonra.

***

“kucaklaşıyoruz
benim ellerim pahalı kumaşa değiyor
seninkisi ucuza
acele bir kucaklaşma
sen bir ziyafete yetişeceksin
benimse cellatlar var ardımda
havadan sudan konuşuyoruz ve
sürüp giden arkadaşlığımızdan.


başka ne konuşsak
çok acı olurdu zaten.”

/bertolt brecht

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön