mezuniyet konuşması / iühf

“Sayın hocalarım, pek kıymetli misafirlerimiz ve sevgili arkadaşlar. Mezuniyet törenimize hepiniz hoşgeldiniz.

İyi ve kötü, tatlı ve acı, güzel ve çirkin bir 4 yılı geride bıraktık. Memleketin dört bir yanından, uğraşlarınıza ara verip bu günü kutlamak için buralara kadar geldiniz, eksik olmayınız. Biz mezunlar için ise bu gün, bir devrin sonu anlamına geliyor. Yarın sabahtan itibaren asıl soru ile başbaşa kalacağız: Ne yapmalı?

Hukuk eğitiminden geçmenin iyi yanı, mesleki anlamda her şey olabileceğinin farkına varmak. Hukuk eğitiminden geçmenin kötü yanı ise, aynı şekilde, her şey olabileceğinin farkına varmak. Özgürlük kavramının bir görünümü de, sınırlarını keşfetmek ve onları zorlamaktır. Yarından itibaren talimat yok, müfredat olmayacak. Önümüzde, tasarılarımızla doldurulmayı bekleyen bir hayat, biz ve seçimlerimiz başbaşayız. O halde, ne yapmalı?

Bana öyle geliyor ki, sevgili arkadaşlar, insana dair hiçbir şeye yabancı olmamalı, yaşam durumlarından korkmamalıyız. Mutluluk kadar mutsuzluğa, başarı kadar hüsrana da muhtacız. Hitap ettiğim kitlede yakın ve uzak geleceğin yargıçları, hocaları, savcıları, avukatları ve bürokratlarının yer aldığının farkındayım. Bana öyle geliyor ki, bizim en büyük düşmanımız her yanımızı güve gibi saran vasattır. Başarı, bireyin elinden gelenin en iyisini ortaya koymasıdır, sonuçtan bağımsız olarak. Vasata karşı tahammülümüz olmamalı. Elimizdekilerle en iyisini inşaya çalışmalı, vicdanımız ve kalbimiz baş ucumuz olana dek çalışmalı; kısacası kendimiz olmalıyız. Sevilmemek ve yalnız bırakılmak pahasına.

Hayatta bize çamur verilmiş olabilir; biz ondan altın yapmalıyız. Birileri, bizi biteviye cambaza baktırıyor olabilir. Esasen görünürde bir zorlama baskı yoktur; fakat bakılacak başka bir şey de bırakmamışlardır. O halde, adımlarımız yol yaratmalı. Çünkü vasat vasatlığından habersiz. Çünkü hiçbir şey bilmiyorlar. Belki bunun konumuzla alakası yok; belki de her şey bununla alakalıdır. Fakat şundan eminim ki çalışmak, çok çalışmak zorundayız. Bu, Türk milletine karşı boynumuzun borcudur.

İronik bir biçimde, hayatta bazı kapılar,derhal açılmak için değil, önünde çokça beklenmek içindir. Yani çoğunlukla ısrar etmemiz yetmeyecek; ısrarımızda da ısrarcı olmalıyız. Kutsanmaya layık olan sonuç değil, süreçtir. Çarh düzüne çevrilmese de olur; tekerlek tümseği aşındırsın yeter. ‘Birisi, piramitleri yapacağımızı haykırmalı. Yapamamamızın bir önemi yok; o isteği beslemeliyiz’. Bu, cumhuriyete karşı boynumuzun borcudur.

Bana öyle geliyor ki, hakikatin eninden ve boyundan korkmadan, aynada kendimize ve ülkemize bakmalıyız. Kendimizi büyümsemeyelim; küçümsemeyelim de. Fakat bize gösterilenden fazlasını görmek zorundayız. Bizler, bir önceki otobüsü kaçırmış bir milletin çocuklarıyız; sonrakini ıskalama lüksümüz yok. Uzman olmak yetmeyecek, sevgili arkadaşlar; aydın olmak, sahteliği un ufak etmek zorundayız. ‘Burada kalamayız ve başa dönemeyiz’, ilerlemek zorundayız. Muasır medeniyet ideali bunu gerektirir.

Louis Aragon, bir dizesinde şöyle der: ‘Dekorlar kalır geride’. Oyun biter, herkes gider, ışıklar söner ve geriye dekorlar kalır. Yıllar sonra bu 4 yıldan da geriye, amfi sıralarının deseni, havuzlunun taşları, güllü bahçenin çimenleri ve muhakkak Süleymaniye’nin silueti kalacak. Bana öyle geliyor ki, sevgili arkadaşlar, dekorlarla yetinmemek, memleketin yığınla meselesini de ön cebimizde namus gibi taşımak zorundayız. Bunca emeği dekorları yad edelim diye sarf etmiş olamayız. Bunca emek, dekorları yad edelim diye sarf edilmiş olamaz. Şimdi ve sonra, bu ülkeye borcumuz budur.

Konuşmama son verirken, öncelikle, insanüstü fedakarlıklarla hep yanımda olan, en düştüğümde dahi beni kaldıran anne babama ve aileme teşekkür ederim. Onların emeklerine kıyasla, mesela benim fakülteyi birinci bitirmiş olmam, laf-u güzaf kalır.

Ayrıca, ismen anılmamış olmaktan zerrece gücenmeyen tüm dostlarıma, fakülte hocalarıma, etki fikir ve edebiyat dergisi kulübüne, buraya dair herkese ve her şeye emeklerinden ötürü teşekkür ederim.

Sevgili arkadaşlarım, sevgili Romalılar:

Yolunuz ve bahtınız açık olsun.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön