QWERTY
Herhangi bir akşamdı. Büfeden – şimdi adını anımsayamadığım- bir edebiyat dergisi aldım. Bilinçsiz bir hareketti. Öksürmek gibi, hapşırırken gözünü kapamak gibi kendiliğinden oldu. Dergi okuyacak havamda da değildim. Sıkıntı. Kaldırım kenarına kurulmuş işportacı bir abiye yanaştım. Dergiyi ona hediye ettim. Mutlu oldu.
*****
Senin hiç haberin olmasa.
Senin hiç haberin olmaz ki;
Başlar biter kendi kendine o türkü.(1)
*****
Kendimi, hayatımın en güzel yıllarını geride bıraktığım konusunda ikna ettim. Evet. Mutluluğu aramaktan bıkmıştım çünkü. Bilenler bilir: Mutsuz biten her gün, insanın içini aldatıldığı hissi, Truman sendromu kaplar.Ne diyordum.Şeyleri anlamlandırma yükü de bu ikna girişimiyle uçtu gitti: Dinginlik veren boşluk.
*****
“Benim felaketim; kelimeleri, onları bana ilham eden kadından daha çok sevmemdi.” the words.
*****
Tanıdığınız insanlar. Akranlar. Birlikte büyüdükleriniz. Bunlar ölmeye başladığında, büyümüş oluyorsunuz işte.
*****
“Çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar
Handân görünen herkesi hürrem mi sanırsın?”(ziya paşa)
*****
Yağmurda yürümeyi deneyin. Bir dizi oyuncusunu taklit etmekten ya da pop şarkısı klibi samimiyetsizliğinden bahsetmiyorum, hayır. Kendiniz olun. Tavsiye: Rastgele ağlayabilirsiniz. Yağmurda anlaşılmıyor çünkü.
*****
Bir roman kadar uzun bu cümle.
Sonra işte yaşlandım.(1)
*****
Bazı akşamlar, içimi karşı konulmaz bir “özenme isteği ”dolduruyor. Daha sonra oturup, kendime özenecek bir şeyler tasarlıyorum( ilk defa geceyi dışarıda geçirmemin de hikmetini paylaşmış oldum.)O akşam da, hayatını ajanda düzeninde yaşayan insanlara özenmeyi seçtim:
20.00-20.40 Orhan Veli. 5 dakika mola.20.45-21.00 düşünme.21.00-23.00 mola.23.00 -24.00 Ali Lidar(ki bence yasaklanmalı).24.00 kapanış.
*****
Ben zannettiğin adam değilim.
Zannettiğim adam, hiç değilim.
Sanırım ben adam değilim.
*****
Dün, eski kıyafetlerimi giyindim. Şirinevler üst geçidine dilenmeye gittim. Amaç? Suriyeli dilencileri anlayabilmek, her akşam altında ezildiğim bir yükü omuzlarımdan atmak. Sanırım anlaşamadık. Sol omzum hala acıyor; ama olsun. Artık o üst geçidi bakışımı kaçırmadan, utanmadan kullanabileceğim. Bu da bir şey.
*****
Ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı.
Bu sesleri duyanlar, gülüyorum sanırdı.(2)
*****
İlk başlarda kendime kızıp durdum.”Ulan” dedim, “Yapılacak hata mıydı?”.Araya zaman girdi, şunu fark ettim: yüz kere aynı duruma düşsem, yüzünde de aynı hatayı tekrarlarım. Kahretsin. Hukuka uygunluk sebebi sayılabilir mi? O ayrı konu.
*****
Kin, afyondur. Toplumu bir arada tutmada sevgiden daha işlevsel. Sevgi, düşünmeye ve sorgulamaya engel değil çünkü. Kinin gözü kör.Stop.
*****
“Sel gider zulmetin çöplüğü temizlenir.”Ne zaman yağmur yağsa, aklıma bu mısra gelir. Bir de Taxi Driver’daki o cümle: “Bir gün güçlü bir yağmur yağacak ve caddelerdeki tüm bu pisliği temizleyecek.”
*****
İnsanlardan sıkılmak kolay. Onulmaz değil çünkü:Bir tenhaya sığınıver, senden iyisi yok.Siz hiç kendinizden sıkıldınız mı?Kafanızdaki seslerden kaçmaya çalıştınız mı?Kendimden kaçabilmek için bilmiyorum kaç kitap okudum.sonunda teslim oldum.Sonra?İşte böyle saçma sapan işlere merak saldım.
*****
Ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi:
Garip başımın derdi bir yürek taşıyorum.
Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı:
İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.(2)
(1) Gülten Akın
(2)Sabahattin Ali
(Yokuş Dergisi, 6. sayı)