dostum t’.nin aziz hatırasına
başkasının sevinciyle gülmüştüm
başkasının kederiyle ağladım
hüznüm artık benim mi
hüznüme oldu olan
-diyorum
kim inkar edebilir bir yaşayan değil
birkaç yaşantının şahidi olduğumu
henüz sezilmemiş bir şiiri kulaklarından tutup
sizi hiç sevmemiştim demeye getiriyor
yirmi ikide öldüm belki üçte ve dörtte
kalp bu ya
insan aynı yerinden iki kez nasıl sever
dönüşüm kalmadı demeye getiriyor
-derler ki
kötü bir cümlenin iyi bir günü
iyi bir mısra edebilir
-diyorum
gözlerinden öperim
demirden hüznüm benim
(görsel: The Passing of Robin Hood by N.C. Wyeth)
Dönüşüm dediğinin her günü ve sabahı ve akşamı ve her yarını ve her anı ve her dakikası ve derini düşüncenin somutu kalmamış hayatımın ve dönüşüm kanki dönüşüm artık her sigarada ve her anda yazılan bu yorumun Silinmeyen hiçbir harfinde artık imlaya saçgı duymauışımda ve inan sana olan saygımdan veya otocorrecte oln inandcımdan veya benliğimde olan utancımdan her an ama her an kendimle oluşumdan sana olan saygımdan dostum sana olan saygımdan içselliğine duygusallığına ve başarılarına duyduğum hayranlıklarımdan bilmiyorum dostum düşüncelerimi artık sanırım bir düzene sokup yazmalı en azından bu laçkalığımın veya bu anlamsızlığımın ve içtiğim gerçek anlamda içtiğim ilk sigaradan sonra yazasım gelişinden bilmiyorum dostum şu an doğru olanı mı yaptım bu sayfaya acizane bir insanın nacizane yorumu çok karışığım dostum anladım ilk gerçek anlamda içtiğim ilk sigaradan sonra yazmalı, ne aşk ne hissiyat ne kırmızı kravat ne kolejden kalan palaska ne ben ne öteki aklıma ilk gelen şey bu çocuğun da anlaşılmaya ihtiyacı var pardon dinlenmeye ve saygı duyulmaya özlenmeye bak dostum bir tane daha sen yok, kendine taktığın mahlas dostum ne bileyim ya ben de ne bileyim bir dahakine daha anlaşılır ama daha tedavi edici olsun isterim yazdıklarım ya da boşver ya üstümüze yüklenen misyonları biz var mı dostum biz insan mıyız biz bizi de anlamayacaklar biliyorum. Sonuçta dostum somutu kalmadı hayatımın artık nesnelere olan inancımı ve görselliğimi kaybettim bak dostum, belki sadece görünürlüğüm kaldı onun da yakını meçhul, soyutta yaşıyorum ben senin de orada yaşamanı tavsiye etmiyorum. Çünkü ben her gün daha derine batıyor ve yaşamaya çalışıyorum yaşamak dostum çoktandır kabul ettiğimiz evet dediğimiz ağır bir yük
Haklısın Aziz. Haklısın ama haklı olmak yetmiyor. Bunu ikimiz de biliyoruz. Durulalım. Biraz durulmak iyi gelecektir. Sen soyut dedin, ben nihilin karnı demiştim. İyi değil ikisi de iyi değil. Yanaklarından öperim.
Varlığı maddede sıkışık ama manada şeffaflaşırken, ruhu bedende hapisken görünmeyeni fethederken, iyiyi kötüyü, ölümü hayatı, doğruyu yanlışı, güzeli çirkini, kısacası ötekiyle bilinen her berikini vicdanda fokur fokur eritirken, şimdilik kelimlerle -yetmese de- varlığının sınırlarını zorlarken ve ‘yok’a ben de varım dedirtirken ve zihni,kalbi çağlamasına rağmen durulmaya çalışırken, çektiğiniz sancıya-sıkıntıya, el emeğinize, göz nurunuza, kutsal iç çekişlerinize selam olsun. Ben de ellerinizden öperim.
Çok teşekkürler sevgili Arif, teveccüh dolu olmuş. Hiçbir zaman eli öpülecek bir insan olmadım (mütevazı birisi hiç değilim). Arayış esas. El sıkışabiliriz, teşekkür ederim:)