altıncı şehir*

(* londra yazıları (3))

Kavaklara takılıp kalan
Acemi bulutlar için şiirler

1

kavgayı kitaplardan okurdun
kafandan ağır çeker
kafa kağıdın
bakışında bir yeşil bir kara
yaz kardeşim
mayısekim yazkışbahar
dişin tırnaklarınla sildiklerini
gözlerinle yaz sevgilim:

siyasi iki kadın, siyasi arkadaşlar

2

mayısta ayak ucundan kıvrımlı bir akşam
(tanrım dimdik yaşarken bu kıvrık akşam neden?
aman ey! bunca keder mayısa fazla aman)
iç mekan:
dünyaya kapandıkça
evrene açıksınız
elleriniz gördüğümüz ellere benzemez
çayınıza uzanan birer boşluk kuruntusu

belli ki içmeye yeltenecektiniz
de
yumruğunuz yumulu kaldı
kavgayı yeni baştan icat ettiniz

3

kardeşim kardeşlerim
mutlaka sevgilim
cebinizde şıngır mıngır aylar mı yıllar mıdır
izini bulamadım o karanlık bundan mıdır
tavanlara baka baka
biraz kara biraz yeşil
binebilseydim mutlaka binecektim
zaman denen nüktedan bineğin sırtına
işte üçüncü şehir derdim şu da altıncısı

özlemden şiir yapan
gri bir şehrin uzak duvarlarından
uzak bir şehrin gri duvarlarına
git geller gitler ve geller
usanmazlığımdan usanç yapan
utandım utanmazlığımdan

gecenin beyazından sabahın siyahına
cansuyu damlar damlar
öfkeden kıvransa da o kirli adamlar

4

görünmezden korkun
görünmez korkun
görünmeze inancın
yüzünden açık

kuytuda ağlayıp duracak
bir kuytu bulamadın
dizinden öptü zemin
dizinden yaralandın
sıcak kaldı yumruğunda çaylaklığın

5

o araf ki uykusu yorgunluk veren
uyanmak yani bir kere daha
uykuyla uyanıklık arasında
dinginlikle yorgunluk
umuttan çok dirence yakın
dilemekten ziyade yakınmaya
kardeşler kardeşlerim
bakın sevgilim
feleğin çemberinde atsız at koşulan
bahçeye yakından bakın:

ufak bir bağ ufacık çeşmesineden
zamandan başka her şey akardı
tozsuz patikasında her şey yürürdü
düş ve korku ve aşk, dilek ve direnç
gün olur içi boş postallar yürür
yani her şey yürürdü insandan başka
bir yolculuğa değerdiniz nerden tutsanız
yolculuk: tunçtan, demirden ve bakırdan
dirençten kısaca

ilkin yolculuk vardı yol sonra yaratıldı
önce postallar vardı ayaklar çok sonradan
(ne çok yol dedim tanrım! orası başka)
yarasını onarırdı akan kanınız
ufkunuzdaki çizik çok sonrası
gözünüzü onarırdı

zamanı zamandan çıkarırdınız
elinizde bir sürü zaman kalırdı
o araf ki huzuru yorgunluk verir
yorgunluğu huzur
sanki her şey orada yeniden yaşanırdı

6

fotoğraflara fotoğraf olarak girerim
henüz anı olmamış yaşam durumlarında
birkaç anı olmak için
sonra onlar da yeni baştan anılar
aralıksız bir oluş mudur nedir anılmak

altıncı şehirde bunlardan çoğu var
ha ben yokum ha bir sürü fotoğrafım var

7

kaç gece peşin sıra
ranzamdan seslenirdim
uzamı seyreltip yok etmek için
daha ikinci şehirden seslenirdim

sesimi duymazdınız
susardınız duyardım
var idim görmediniz
yok oldum da duydunuz

kaç gece ardı ardına
kim içerde özgür
kim mahkum dışarda

gördün mü bak
orada bir hikaye ölürken
bir masala can oldu burada

8

sokaktayım yani yürüyen bir direnç
köpükten isyan
asfalttan keder akar ben hüzün emerim
doğurganlığım varsa saadetedir
devine devine

(dillerini biliyorum
dilimi bilmiyorlar)

yani sokaktaydım
altıncı şehir henüz yaratılmadan
nihilden ağız dolusu hüzün emerdim
altıncı gün bir küçük gemi
kıyıma yanaşmadan önce
değişmez yazgımdır bu derdim

suyun şaraptan oluşunu bilirdim
de
şaraptan suya dönüşümü görürdüm

9

elinde birkaç papatya
bir portakala sırtını yasladın mı
bahçe havuzunda mahsur bir garip deniz kızı
deniz aşırı bir aşkı mırıldandın mı?

omuzların duyarsız hiç kucaklanmadın
gözlerin öyle güzel tasviridir ellerinin
ellerini tutmaya bundan gerek duymadım

siyasi sevgilim ve siyasi arkadaşlar
şimdiye kadar çok az tadılmış
bir hayal orda biter bir hayal burda başlar

10

e-v tipi bir kabirdesin
üstün açık kabirdesin*

(*hüküm de senindir ferman da senin
illet de senindir derman da senin
madem öyle diledin, öyle de olsun madem
madem ki kıvrıldığım zindan da senin)

günler bitmiş, aylar ve yıllar
ekmek, zeytin ve balık ve kırmızı bisküvi
ağaçlar çekip gitmiş
orada pek yüksek uçarmış korkak turnalar
onlar da çekip gitmiş
almış başını gitmiş yeşile dair ne varsa
bir çift yeşil kalmış bir çift kara

gece gündüz
damla damla
bir tek emek kalmış ve bir tek zaman
orada her şey yoka düşermiş
emekten ve zamandan başka

11

izlerin ardından
hep izledim ardından
hep izlerim ardından

12

önce mum yaratıldı, pasta sonradan
sen oradan iç geçirirsin
mumundaki alev salınır burada

13

apaydınlık ovayı
seyre dalarken
kavaklara takılıp kalmış
acemi bulutlara:

siyasi sevgilim ve siyasi arkadaşlar
bir hüzün burda söner bin umut orda başlar

***

(haziran 2020 – aralık 2020)

(görsel: erato, muse of poetry, by sir edward john)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön