BANKLARDAN NE İÇİN KORKTUĞUMA DAİR*

O gün bir gün gelirdi muhakkak gelecekti

Süleymaniye’yi sıradanlaştırır gibi unutacaktım

Ne kafada bir giz kalacaktı, dahası

Her şeyden bir kalemde bahsediverecektim:

Susarak devrim yaptıran kadın efsanesinden.

 

Masal bu ya Beyazıt kocaman bir yırtıktı

İki ucu kavuşmazdı bir yanında ben vardım

Öbür yan çok uzaktı, uzadıkça uzardı

Gerçek olamaz güzel söyle neden gerçektin?

Yarayla alay ederdin, hem yaralanmıştın da?

“Bunda ne var”  der gibi koskocaman gülerdin

Alın götürün şu fincanı benden uzaklaştırın

Alın şu fikri benden uzaklaştırın beni

Benden uzaklaştırın.

 

–aldı Aslı:

 

Koştukça uzayan bu uzaklığa ne demeli?

Muhakkak bitmeliyse elbet bu da biterdi

Her şey iyi olurdu her acı unutulur

Bașkası yașanırdı, o da unutulurdu

İki adımda bir arnavut taşları sararsa da

Dizin güçlüydü belki, gözün hiç de değildi

Gözün güçlü değildi gözlüklerinden tutardın

Üstelik pek zayıftın ağladıkça erirdin

Sorsalar “Beyazıt çukurdur” derdin ya, sormazlardı:

“Bunu o gün uydurduğum heykeltıraşlar bilir”

Öyle madem siz de tutun şu fikrin bir ucundan

Bir ucundan yalvarırım ondan uzaklaştırın.

 

    -verdi Aslı:

 

İlkin böyle değildi, kendi taşlarını taşırdı

Masal bu ya, sabırla teker teker taşırdı

Biliyorum “a” dese aldanacaktım çünkü

Cezası tarafından ele geçirilmiştim

Korku ve telaşla durmadan yakarırdım

Sabah umut dolardım okula giderdim belki

Gece olur dönerdim hüzünle yakarırdım

İki avuç bir baș bir yüzümle yakarırdım

Bir bisiklet gibi

Hep öne gider ardımı düşünür yakarırdım

İsteğim gerçek olsa istemek sönecekti

Suçum eliyle kendimi serbest bıraktırırdım

Utanmadan bir de serbest bıraktırırdım

Kendimden göç ederdim cahil ve zavallıydım

Bilinmezi bilmenin ödülü der mutlanırdım

 

Gerçek olamazdı

Yalanlar kadar güzeldi ne var ki gerçekti de

Çaresiz durağan bir duruşu kuşanır

Susarak devrim yapma edebini unuturdum

Yalnızlık içindeyse nasıl dost edinirsin?

Yalnızlık içimdeydi rastgele ağlardım

Beyazıt kocaman bir yırtıktı çok ağlardım

Cezam tarafından ele geçirilmiştim çünkü.

Kendimi suçum eliyle serbest bıraktırırdım

İsteğim gerçek olsa küçücük kalacaktım

O halde hep baygın gezmeli değil miydim?

On bin gözle bakındım on kulakla işittim

Bisikletim can verdi, kucakladım, dahası;

Temmuzdu, Beyazıt yırtıktı söylemiş miydim?

Bunu kışın düşündüğüm mimarlar uydurmuştu

Görmekse görmüştüm de

Koca bir yırtıktı bunu sezinlemiştim

Önündeydim yırtığın elimde bisiklet vardı

Kollarımı kocaman açsam yok olurdum

Gelecek çok ardımda kaldı geçmiș önümde

Sirkeci dolaylarında heykeltıraşlar uydurdum

Haliç’e yürüdüm bisiklet mezarlarından geçtim

Vebalı kepçeleri bir güzel aşıladım

Köprüleri kaldırdım çok kayıklar uydurdum

Madem tufan gelecekti balıkçılar uydurdum

İki yana ormanla uydurdum ne fark etti?

Nerelerdeydin, yoktun. Bedenimi sildirdim

O halde hep baygın gezmeli değil miydim?

Geçmişi önüme kattın sen gelecek arkamdaydı

Beyazıt’a dönerdim elimde bisiklet vardı

Beyazıt’a dönerdim ya saatçiler șașardı:

“Zamanla sadece zaman geçer” desem de

Altmış günde ne kadar yaşanırsa yaşadımdı

Beyazıt kocaman bir yırtıktı  oradaydım

Anlatabiliyor muyum? Öyle yorulmuştum ki

Duru bir güzelliği tasvir edememekten

Tüm bu devinmezlikten ruhum çok sıkılırdı

Varsın bu da gerçek olmayıversindi ama,

Kollarımda can verip giden şu bisikleti

Bu bıçkın akşamları,  misal şu iki bankı

Geri akan saatleri ne cürretle uydurdun?

 

Yüzüme bile bakmazdın elinde çiçekler vardı

Kışa şöyle bir hohlasan belki bahar gelecekti

Çiçekler elindeydi ya yüzüme hiç bakmazdın

Rüzgargülünün saçtığı hüznü kuşanır da susardın

Beyazıt’ı demişsin ki ben içime çekmişim

Oysa beni suçlayamazdın çünkü çoktandır beni

Cezam ele geçirmişti savunmam pek sağlamdı:

Banklar iki kişilikti ben tektim bu ayıptı

Tek kişilik bank yoktu bu post-modern bir ayıptı

Suçlayamazdı çünkü onu da ben uydurmuştum

Anlatabiliyor muyum? Yani o da yalandı

Bisiklet tek kişilikti belki bu da ayıptı

Beyazıt’ın yakaları birleşti çokça düştüm

Düşerken durabildim ve Beyazıt yaratıldı

Tüm nefesimi saldım ve Beyazıt yaratıldı

Altmış günde ne kadar yaşanırsa yaşadımdı

Kışa hiç hohlamadı baharı göremedim:

Martın başıydı yarıp da kendi kalbime baktım

Kendi ölümü

Masamın yamacına ağlayarak bıraktım.

 

-aldı kerem:

 

Neden o muhteșem kızıl pardesünüzle…

Sözüm ona bir kez bile olsun bu yana…

(Tavanlara bakarken biz ve vapurları yakarken,

Hepten bozbulanık fikirler kuşanmışız)

Bu yana bir kez olsun bile bakmamıșsınız…

Her neyse efendi tüm bunlar muhal artık.

Böylece bir büyük yalandan uzaklașacaksınız.

Efendi diyorsak da, hamakatimizdendir;

Uyandırmayın zira bakın yaz uykusundayım

Artık hiç de canımı yakamayacaksınız.

 

(Koro:) 

 

Bank ritminde karar kıldı akademik diyafram

Șubatı mayısa adadı yoncalı bileklerim

Siz beyaz bir sayfasınız ellerim makas benim:

Süleymaniye’yi sıradanlaștırdım,  sizi de hatırlamam.

 

*sonuç şiiridir.  ( 1.vapurları ne için yaktığıma dair

                          2.tavanlara ne için baktığıma dair)

“BANKLARDAN NE İÇİN KORKTUĞUMA DAİR*” üzerine 2 görüş

  1. Harika bir şiir okudum. Kaleminizi yüreğin dedikleriyle yaşatan şiir gibi şiir olmuş. Çok da güzel okunur, ben beğendim. Derde derman 🙏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön