düşüşüm sana emanet
masamla masam arasında
düşüm ve
diğer düşüm ve bir diğeri
(kalbin yazdığını akıl silmek istemektedir)
-en kendimden uzak yerimden
bana kuyu attılar
kuyumla kuyum arasında
zarfa yabancılığı gibi isim önlerinin
yaşının akışını yadırgadı gözlerim
akışıyla yatağı arasında
ıslaklığı arındırıp bana attılar
(burada elmacıklar toz kir pas anlamı hissedilir)
-sanki, diye diye düşündü.
talihsizdir rahmetten yana bile.
(yağmur yağsa bir tek yüzüm ıslanmaz)
kardeşleri ve denkleri
benzeri ile benzeri arasında
bakınması bu kendine
piç bir hüznü bulanık bakışları
kendi ile kendi arasında
onu da ona attılar*
(*çünkü insan amacının şeklini alır)
/düşüşüm en çok sana emanet
aman et de kardeşlerim
bana kuyu atsınlar
Tanrım
yani sen de unutuş’u hatırlat derim/
bu kadar.
(yelkensiz dergisi 21. sayı)