Birbirimizin hikayelerine bu kadar çok etki ediyor oluşumuz, müthiş bir gerçek (dehşetli anlamında). Bunu azımsamamak ve bundan doğan sorumluluğu göz ardı etmemek gerekiyor; ama muhakkak dengeyi gözeterek. Sosyal hayata dair her bir araya geliş, hatta (uzaktan) en ufak temas dahi bir uç bulup koskocaman olmaya, yarının kişisel hayatında merkezde yer etmeye müsait. Tesadüf yasası, çevremizi […]
oxford yazıları (3)
Bugünde yaşıyor oluşumuz bugüne ait olduğumuz anlamına gelmeyebilir. Aynı şekilde, bir yerde doğmuş olmak, orada ölmeyi gerektirmiyor. (Coğrafya kaderdir, diyor. Peki. Ağızların sakızı. Cemil Bey yüksek bir tonda şöyle yazıyor: Gitmek kaderin hatalarını düzeltmektir. Gelgelelim bunları sığca düşünmekten, etraflıca ifade edemiyorum, henüz). Gitmek ne demek? Coğrafi olarak yer değiştirmek gitmeye dahil ama bu kavramda bundan […]
oxford yazıları (2)
Alışkanlıklar önem arz ediyor; hem bireysel, hem de kitlesel anlamda. Zamana karşı varlığının hakkını vermiş bir alışkanlık, bireyi ve kitleyi dönüştürebiliyor, yedisinde de yetmişinde de. Sistemler. Esasında bireyler de birer sistemdir. Sistemler kendi kendilerini geliştirebilirler; iyi alışkanlıklar ve iyi birlikteliklerle. Bana öyle geliyor ki, bize her şeyden daha fazla iyi alışkanlıklar gerek. Peki büyük sistemler, […]
mezuniyet konuşması / iühf
“Sayın hocalarım, pek kıymetli misafirlerimiz ve sevgili arkadaşlar. Mezuniyet törenimize hepiniz hoşgeldiniz. İyi ve kötü, tatlı ve acı, güzel ve çirkin bir 4 yılı geride bıraktık. Memleketin dört bir yanından, uğraşlarınıza ara verip bu günü kutlamak için buralara kadar geldiniz, eksik olmayınız. Biz mezunlar için ise bu gün, bir devrin sonu anlamına geliyor. Yarın sabahtan […]
oxford yazıları (1)
Kişiliğimizi oluşturan bir dolu element var. Beslenme kanallarımızın sayısızlığı zaten sır değil. Fakat bir husus var ki, bilinçli yahut kendiliğinden, çoğunlukla görmezden geliyoruz: Bireyi o “biricik” birey yapan şey, yolda yanına aldıkları kadar, evde geride bıraktıklarıdır da. Evet. “Vazgeçmek almaz, vazgeçmek verir” diyor bir aklıselim. Artık İstanbul yok. Türkiye arkada kaldı. Geride bıraktıklarımın beni ne […]
Portakal Suyu ve Diğer Dünya İşleri
Bu kadar insan ölünce diyorum, yaşayanlar bu kadar çok fotoğrafla ne yapacaklar? Nihayetinde iyi bir ölü, yaşayanların yakasını zamanında bırakmasını bilen bir ölüdür. Ölmeyi bile beceremiyoruz. Evet, yeterince güngörmüş bir okur, hemen sezdi: Bu yaptığımın kendisi bir kofluk esasında. Ölüm bahsi, bizi daha yakışıklı gösteriyor. Gençler ve kifayetsizler olarak bu kelimeye rağbetimiz bundan; değinmeden edemiyoruz. […]
QWERTY
“..bu da benim trajedim olsun ama siz yine de gülün. zaten bizim diyarda trajedilere hep gülünegelinmiştir. ağlanacak halimize güleriz biz. gülünecek yerde surat asarız ama ne tuhaf. söylemiş bulundum. “söyleme bilgeden başka kimseye/çünkü kalabalıklar alay eder hemen” goethe. doğu batı divanından. almanca bilmiyorum ama bilmek isterdim. çevirisinden okudum. pek anlamadım da. yine dağıldı. tavan diyordum, […]
TARKOVSKİ VE ŞİİRSEL SİNEMASI
“Ne olursa olsun, bir meta olarak tüketilmek istenmeyen her türlü sanatın amacı, hiç şüphesiz kendine ve çevresine, hayatın ve insanın varlığının amacınıaçıklamak, yani insanoğlunun gezegenimizdeki varoluş nedenini ve amacını göstermek olmalıdır. Hatta belki de hiç açıklamaya bile kalkmadan onları bu soruyla karşıkarşıya bırakmalıdır” Tarkovski, şiirsel sinemanın şairi, sanatın amacınıböyle aşkın bir çizgide tanımlar.Şiirsel sinema nedir? Seyirciyi, ona bütün cevapları hazır birşekilde […]
QWERTY
QWERTY Herhangi bir akşamdı. Büfeden – şimdi adını anımsayamadığım- bir edebiyat dergisi aldım. Bilinçsiz bir hareketti. Öksürmek gibi, hapşırırken gözünü kapamak gibi kendiliğinden oldu. Dergi okuyacak havamda da değildim. Sıkıntı. Kaldırım kenarına kurulmuş işportacı bir abiye yanaştım. Dergiyi ona hediye ettim. Mutlu oldu. ***** Senin hiç haberin olmasa. Senin hiç haberin olmaz ki; Başlar […]