HİKAYETNAME

Sözün bittiği yerde
Şiir yazmaya başladım.
Malumunuz;
30 civarı harften müteşekkil alfabemiz,
Bazı durumları düz yazma fikrini
Soğuk karşıladı.
Etik dışı bir poetika besledim mesela.
Düşseydi istihbarat kayıtlarına,
Başımı ağrıtacaktı belli ki.
“Ben ki” diye başlayan koflukları,
Ben ki yerle bir etmek amacında,
Gayriciddi bir yola koyuldum.
O zamanlar bu da bir çeşit,
Kofluk sayılırdı ya…
Ne zamanlardı ama.
İnsanlar, usulca yaşarlardı da,
Baktığımızda hastane kayıtlarına,
Hızlıca ölürlerdi.
Hemen ardına,
Eski çağlardan zabıtlar diriltilirdi.
Dolma ısıtır gibi mikrodalgada.
1680, 1790, 1840…
Eskiden de insanlar,
Çok sesli ölürlerdi denirdi çok sesli bir sürü gibi.
Si mi fa sol re fa mi,
Bana mesafeli harfler,
Uygun adım yürüdü tarih kitaplarına.

Vicdanın sustuğu yerde,
Nutuk atmaya başladım.
Ben ki bu zırvalıklara son verecektim oysa.
O ise palyaçoları ağlatan yeşili bol sisli ormanlıklara,
Taptaze zırvalıklar ekledi.
Nereden mi çıkardım bunu?
Bir rivayete göre,
Çok ahmak ıslandım zırva yılın kışında.
Çok yürüdüm çok yağmurlar altında;
Ağladığım görünmesin diye mi nedir…
Odama kapanıp saydığımda,
Omuzlarımdan silktiğim mors çizgilerini,
Hala biraz gözlerim dolar hani.
Bunları da düşsünler iç güvenlik kayıtlarına.

Ben ki,
Tanrı dağındaki ateist.
Bir dakikalığına insan rolü yapılamayan bir jeopolitik konumda;
Daracık bir alfabeye,
Bu vahşeti nasıl yükleyebilirim oysa?

Sözün bittiği yerde ben,
Ağlamaya başladım.
Sahi, erkekler ağlamaz mı sanıyorsun?
Bu, çocukça.
Erkeksen ağlama.

(Etki Dergi, 1. Sayı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön