Kendimizde farkına varamadığımız değişimler meydana gelmesinden ödümüz kopuyor. Belki bu tespit, sadece benim için geçerlidir; esas bunun farkına varmamışımdır. (Belki bu derece ayrıntı bir hislenişte bile bir halkanın parçası olmak insanı hafifletiyordur.) Zaman benden neler alıyor, bana neler veriyor; enikonu müdahale etmek istiyorum. Ya da en azından, en azından bu sürece şahitlik etmek, defter tutmak. Dönüşüm. […]
uzak bir tereddüdün kötü bir çevirisi
“ben ne yazdım sen ne fehmeyledin, garip efsanedir*” tik tak tak takbastığın yelkovan mıverilmediğin yoluadım adım adımlaman mı (yaratma biçimleri) yılanlara basarak-ha kalem ha zülfikar-ayak emziriyorum kağıt’a ve utanç’akağıt’tan ve utanç’tanyanında olamadımkağıttan bir utancım (söyleme biçimleri) çekmecemin örümcek ağıgöğsümün enine hakikati mibekledim hep bekledim yoksa bunun bahanesi mi gerekçesi mi inanç, sevgi ve hüsran and […]
oxford yazıları (3)
Bugünde yaşıyor oluşumuz bugüne ait olduğumuz anlamına gelmeyebilir. Aynı şekilde, bir yerde doğmuş olmak, orada ölmeyi gerektirmiyor. (Coğrafya kaderdir, diyor. Peki. Ağızların sakızı. Cemil Bey yüksek bir tonda şöyle yazıyor: Gitmek kaderin hatalarını düzeltmektir. Gelgelelim bunları sığca düşünmekten, etraflıca ifade edemiyorum, henüz). Gitmek ne demek? Coğrafi olarak yer değiştirmek gitmeye dahil ama bu kavramda bundan […]
TAVANLARA NE İÇİN BAKTIĞIMA DAİR
Bu budala devinim nutkumu kesecekse Ruhumdaki örümcek saçıma tırmanmadan Kanayan uçlarıma birşeyler yapmalıyım -Çok sancımak demiştin, şimdi sancıyacaksın Sözgelimi acıya akılcı yaklaşan sen Bu hiç akılcı değil birşeyler yapmalısın Kitaplar okumalı şarkılar dinlemeli? -Şarkılar dinlemek hiç istemiyorum hayır Madem şarkı söylemek ihtimali de uzak: Duyulmamış güfteler yazmak durumundayım Gün batımına has ışık oyunlarından Bodrum katıma […]
VAPURLARI NE İÇİN YAKTIĞIMA DAİR
Uzak bir ses bizi fısıldıyor uzak ve unutulmuş, Bir ses sanki bizi andı uzaklara bakarak. O yanmadı yanmamaya bilendim ve bu zifir, Yalancının yedek mumlar çizdiği bu karanlık, Kendimce yaşamakta çırpınmada gizlidir. -Üçüncü tekilimiz aradan çekilince Herşey apaçık artık giz yok gözlemek yok Anlatıcı birbaşına kalakalmıştır- İçimizin tozunu almaya hiç lüzum yok. Moloz cilalamak denir buna, ki […]
SUYA ÇİZGİLER
Bir kutsalı ifa ediyormuşçasına, Şehrin caddelerine akıyorsa insanlar, Bu saatlerde sen de, metrodan inmişsindir. Belki ahbaplarınla yemeğe çıkacaksın. İhtimal vermiyorum, aklına gelmişimdir, İlginçtir, o kadar da incitmiyor bu beni. Bir yığın hüsranla doldurmuşum heybemi. Ne beni düşünmeyen ilk sevgilimsin sen; (Sen bu satırları bilmeyeceksin ya hani, Edebiyat tarihçisi ne yapsın zaten beni. Birçokları klişe diyecek […]
TARKOVSKİ VE ŞİİRSEL SİNEMASI
“Ne olursa olsun, bir meta olarak tüketilmek istenmeyen her türlü sanatın amacı, hiç şüphesiz kendine ve çevresine, hayatın ve insanın varlığının amacınıaçıklamak, yani insanoğlunun gezegenimizdeki varoluş nedenini ve amacını göstermek olmalıdır. Hatta belki de hiç açıklamaya bile kalkmadan onları bu soruyla karşıkarşıya bırakmalıdır” Tarkovski, şiirsel sinemanın şairi, sanatın amacınıböyle aşkın bir çizgide tanımlar.Şiirsel sinema nedir? Seyirciyi, ona bütün cevapları hazır birşekilde […]
ÇOCUK VE MERYEM
-Çocuk sen benimle dalga mı geçiyorsun? -Yok abi yemin ederim dalga geçmiyorum. Sen beni beş liralık götür, ben kalan yolu yürürüm. Çocuk başıma bulduğum bu çözüm, ilk zamanlar taksicilerde tepkiye sebep oldu. Bu anlaşılır bir durum. O yüzden tepkiler ne kadar sert de olsa, olabildiğince saygılı cevap veriyor, özellikle gülmemeye çalışıyordum. Zaten taşındığımızdan beri […]
BİR GARİP VAKA
“Yenikapı, bu yöndeki son istasyondur.” Kaç yüzüncü kez duyduğum bu anons, beni, istasyonda bir bankın üzerinde daldığım şekerlemeden uyandırdı. İki trenin istasyona yanaşmaları arasındaki sürenin – üstelik iş çıkışı saatinde- birkaç dakikadan ibaret olduğunu bilenler, o süreyi şekerleyerek değerlendirdiğim ayrıntısından, o gün ne kadar yorgun olduğum bilgisine kolayca ulaşmışlardır. Sabahleyin kurs, öğleden sonra ders, metro, […]
HİKAYETNAME
Sözün bittiği yerde Şiir yazmaya başladım. Malumunuz; 30 civarı harften müteşekkil alfabemiz, Bazı durumları düz yazma fikrini Soğuk karşıladı. Etik dışı bir poetika besledim mesela. Düşseydi istihbarat kayıtlarına, Başımı ağrıtacaktı belli ki. “Ben ki” diye başlayan koflukları, Ben ki yerle bir etmek amacında, Gayriciddi bir yola koyuldum. O zamanlar bu da bir çeşit, Kofluk sayılırdı […]