Uzak bir ses bizi fısıldıyor uzak ve unutulmuş, Bir ses sanki bizi andı uzaklara bakarak. O yanmadı yanmamaya bilendim ve bu zifir, Yalancının yedek mumlar çizdiği bu karanlık, Kendimce yaşamakta çırpınmada gizlidir. -Üçüncü tekilimiz aradan çekilince Herşey apaçık artık giz yok gözlemek yok Anlatıcı birbaşına kalakalmıştır- İçimizin tozunu almaya hiç lüzum yok. Moloz cilalamak denir buna, ki […]
SUYA ÇİZGİLER
Bir kutsalı ifa ediyormuşçasına, Şehrin caddelerine akıyorsa insanlar, Bu saatlerde sen de, metrodan inmişsindir. Belki ahbaplarınla yemeğe çıkacaksın. İhtimal vermiyorum, aklına gelmişimdir, İlginçtir, o kadar da incitmiyor bu beni. Bir yığın hüsranla doldurmuşum heybemi. Ne beni düşünmeyen ilk sevgilimsin sen; (Sen bu satırları bilmeyeceksin ya hani, Edebiyat tarihçisi ne yapsın zaten beni. Birçokları klişe diyecek […]
TARKOVSKİ VE ŞİİRSEL SİNEMASI
“Ne olursa olsun, bir meta olarak tüketilmek istenmeyen her türlü sanatın amacı, hiç şüphesiz kendine ve çevresine, hayatın ve insanın varlığının amacınıaçıklamak, yani insanoğlunun gezegenimizdeki varoluş nedenini ve amacını göstermek olmalıdır. Hatta belki de hiç açıklamaya bile kalkmadan onları bu soruyla karşıkarşıya bırakmalıdır” Tarkovski, şiirsel sinemanın şairi, sanatın amacınıböyle aşkın bir çizgide tanımlar.Şiirsel sinema nedir? Seyirciyi, ona bütün cevapları hazır birşekilde […]
ÇOCUK VE MERYEM
-Çocuk sen benimle dalga mı geçiyorsun? -Yok abi yemin ederim dalga geçmiyorum. Sen beni beş liralık götür, ben kalan yolu yürürüm. Çocuk başıma bulduğum bu çözüm, ilk zamanlar taksicilerde tepkiye sebep oldu. Bu anlaşılır bir durum. O yüzden tepkiler ne kadar sert de olsa, olabildiğince saygılı cevap veriyor, özellikle gülmemeye çalışıyordum. Zaten taşındığımızdan beri […]
BİR GARİP VAKA
“Yenikapı, bu yöndeki son istasyondur.” Kaç yüzüncü kez duyduğum bu anons, beni, istasyonda bir bankın üzerinde daldığım şekerlemeden uyandırdı. İki trenin istasyona yanaşmaları arasındaki sürenin – üstelik iş çıkışı saatinde- birkaç dakikadan ibaret olduğunu bilenler, o süreyi şekerleyerek değerlendirdiğim ayrıntısından, o gün ne kadar yorgun olduğum bilgisine kolayca ulaşmışlardır. Sabahleyin kurs, öğleden sonra ders, metro, […]
HİKAYETNAME
Sözün bittiği yerde Şiir yazmaya başladım. Malumunuz; 30 civarı harften müteşekkil alfabemiz, Bazı durumları düz yazma fikrini Soğuk karşıladı. Etik dışı bir poetika besledim mesela. Düşseydi istihbarat kayıtlarına, Başımı ağrıtacaktı belli ki. “Ben ki” diye başlayan koflukları, Ben ki yerle bir etmek amacında, Gayriciddi bir yola koyuldum. O zamanlar bu da bir çeşit, Kofluk sayılırdı […]
İKİ
“Hiçbir şeyin zorunda değilsin evlat. İlkin bunu anlamak yakışır sana. Ne oluk oluk mutlu olmanın Ne alık alık somurtmanın Evlat, ne de sevmenin sevilmenin, Zorunda değilsin” demezdi babam. Bir ihtimal deseydi bile, Her cümleyi serlevha yapmazdım ama, Kahvede, mahalle ve çarşı pazarda, Cakasını satardım. “Sevmiyor kardeşlerim, handiyse çaresizim. Yargınızı, doğrunuzu, kaygınızı, anlamıyorum hiçbirinizin” der, Üst […]
MECZUP
Beşiğe bak önce, sonra mezara, Beyhude yıllara saldırma meczup. Siyah beyaz herkes, küflü manzara, Başını göğsünden kaldırma meczup.Kaybolan zamanı aklına takıp, Onun hürmetine gemiler yakıp, Güzel hatıralara uzaktan bakıp, Gözünü yaşlarla soldurma meczup. Aşkı pelesenk etmiş çok tenciler var, Gözleriyle düşünen dilenciler var, Sedeflerde pas tutan ne İnci’ler var; Heybeni taşlarla doldurma meczup. Zamanla kapanmıyor […]
QWERTY
QWERTY Herhangi bir akşamdı. Büfeden – şimdi adını anımsayamadığım- bir edebiyat dergisi aldım. Bilinçsiz bir hareketti. Öksürmek gibi, hapşırırken gözünü kapamak gibi kendiliğinden oldu. Dergi okuyacak havamda da değildim. Sıkıntı. Kaldırım kenarına kurulmuş işportacı bir abiye yanaştım. Dergiyi ona hediye ettim. Mutlu oldu. ***** Senin hiç haberin olmasa. Senin hiç haberin olmaz ki; Başlar […]
UÇURTMA
Önce uçurtmayı vurdunuz, Gerisi kendiliğinden geldi. Renkli defterlerimizi yargıladınız, Hayal suçları müzesinde Hepimiz çamurun içindeyiz, O halde: Kimse yıldızlara bakmasın Demişsiniz hükümde. Otomatik kapıya ilerlerken, Kapıca farkedilmemek korkusu yaşayan çocuklardan, Ne zarar gelecektiyse? Öyle silik, öyle ketum. Siliklerle ketumlara yasak olsaydı uçurtma uçurmak, Göğe bakmaya dahi cüret edemezdim ya, neyse. Zaten, bulutları sevmeyi aklıma, Yere […]